17 Eylül 2012 Pazartesi

TAKSİM BELEDİYE GAZİNOSU


Taksim’i bütünüyle değiştirecek bir proje başladı başlayacak. 1939 yılında yıkılan Taşkışla’nın yeniden inşa edilmesi gündemde. Bu değişimlere ihtiyaç olup olmadığı tartışıladursun, aynı bölgede yok olan bir diğer yapıyı da hatırladık. Yirmi yılı aşkın bir süre İstanbul’un en çekici gece yaşamının mekanı olan bir yapı bu: TaksimBelediye Gazinosu.

Taksim Belediye Gazinosu bugün Ceylan Intercontinental otelinin ( eski Sheraton) olduğu yerde bulunurdu. Çok eski tarihine göz atarsak, bu bölgenin önceleri Ermeni Mezarlığı olduğunu görürüz. 1870 yılında buraya İngiliz usulü bir bahçe inşa edildi. Bahçenin içinde bir gazino ve uç kısmında ise Belle-Vue kahvesi bulunmaktaydı. 1939 yılında bölge bütünüyle yeniden düzenlendi. Taksim Kışlası yıkılarak yerine Taksim Gezisi yapıldı. Taksim Bahçesinin bulunduğu bölgeye de Taksim Belediye Gazinosu inşa edildi. Gazino ve çevre düzenlemesi, 386.767 liraya malolmuştu.

Gazinonun inşaatına 1939 temmuzunda başlandı ve üç buçuk ay içinde bitirilerek, aynı yılın Cumhuriyet Bayramında açılışı yapıldı. Açılışa Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de katıldı. Taksim Gezisi tamamlanmadan faaliyete geçen gazinonun mimarı Rüknettin Güney’di. 2250 metrekarelik bir bölgede yer alan Taksim Belediye Gazinosu esas olarak “büyük salon”, bodrum katta yer alan “pavyon” ve yazlık bölümlerden oluşmaktaydı.Ayrıca terası da vardı. Pavyonun dekorasyonu Prof. L. Süe tarafından yapılmıştı. Gazinonun ilk yöneticisi ise İstanbul Belediye Başkanı Lütfi Kırdar’ın bir Romanya gezisinde tanıştığı Romen Jorgulescu’ydu.

Taksim Belediye Gazinosunun “Büyük Salon”u manzaradan yararlanabilmek amacıyla sedler halinde yapılmıştı. Kubbesi dört sütun üzerine oturtulmuştu. Salon duvarlarında meşe kaplama kullanııldığı için akustik açıdan çok iyi sonuç alınabiliyordu. Bu salon balolar ve konserler için ideal bir mekandı. İstanbul’un kalburüstü sosyal olayları ve kaliteli müziğin her türü için doğru adres TaksimGazinosu’ydu. 

İstanbul Belediyesi Konservatuarının alaturka ve alafranga konserleri düzenli olarak burada yapılıyordu. Elimizdeki programlardan birkaç seçme yapalım.
16 Kasım 1952. Cemal Reşid Rey idaresinde Şehir Orkestrası senfonik konseri.
9 Aralık 1952. Refik Fersan idaresinde Türk Musikisi Konseri (Nihavend-i-Kebir)
17 Mayıs 1953: Muhittin Sadak idaresinde, piyanoda Ferdi Statzer’in yer aldığı Şehir Orkestrası refakatinde Şehir Korosu konseri.
8 Kasım 1953. Oda Müziği Konseri. Piyano: Cemal Reşit Rey, 1. keman: Semih Argeşo, 2. keman: Alim Almat, Viola: Panayot Abacı. Çello: Caesare Ceradini.
4 Nisan 1954. Resital. Piyanoda Ferdi Statzer, viyolenselde Muhiddin Sadak
11 nisan 1954. Nuri Halil Poyraz idaresinde Türk Musikisi (Sultaniyegâh).
17 Ekim 1954. Cemal Reşit Rey idaresinde Şehir Orkestrası.. Solist Ayşegül Sarıca.
24 Ekim 1954. Münir Nureddin Selçuk idaresinde Büyük Fasıl.

Konserler sadece “klasik” türlerde yapılmıyordu. O yıllardaki çeşitli gazete ilanlarına ve tanıtım broşürlerine bakarak, gazinonun her tür müzik ve gösteriye açık olduğunu söyleyebiliriz. Birkaç örnek verelim:
25 Mayıs 1945: Yurtdışından yeni gelen “Atraksiyon Müzikal: 4 Szenczys”.
8 Haziran 1945: Radyo swing yıldızları Sevim ve Sevinç [Tevs] Kardeşler. Büyük Caz Orkestrası refakatinde.
Ağustos 1947: Paris Ses Kraliçesi France Clery, ayrıca Dünyaca tanınmış meşhur Çinli Kardeşler. Pavyonda: Swing kralları ve sevimli şantöz Miss İnez.
16 Aralık 1950: Son Saat gazetesinin düzenlediği “1950 Moda Resmi Geçidi” (“Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da resmi geçide tanınmış kadın terzileri iştirak etmektedirler”).
24 Ekim 1953. Türk Hekimleri Dostluk ve Yardım Cemiyetinin tertiplediği müsamere ve konser.
1 Mart 1955. Hafif Batı Müziği Mensupları Sendikası’nın düzenlediği Müziyen Balosu.(Baloya çalan müzisyenler: Ayten Gencer (Alpman), Armağan Şenol ve Arkadaşları, Faruk Akel Kenteti, Fehmi Ege Orkestrası, Henny Vasilaki, İbrahim Solmaz Orkestrası, İlham Gencer ve Arkadaşları, İsmet Sıral ve Arkadaşları, Semih Argeşo Salon Orkestrası, Sevinç Tevs ve Arkadaşları, Nihat Baysal ve Arkadaşları, Taki Çelerini ve Arkadaşları, Şevket Yücesaz ve Arkadaşları, Necdet Koyutürk Orkestrası, Necip Celal ve Arkadaşları, Kervansaray Orkestrası, Park Oteli Orkestrası vs.)
19 Ocak 1960. İlanda çok geniş bir kadro duyuruluyor: “Fantazist Fred Palmer, Modern Dansöz Surayana, Düo Marinetti Andre, Jonklör Ulbuz, Şantöz Nil Demirhan Oryantal Birsen Ayda ve halk türküleri üstadı Ruhi Su.” Gazinonun restoranında ise Zekai Apaydın Orkestrası çalmaktadır. 

Baloların değişmez mekanı

1946 yılına ait ilanlarda “İstanbul’un en büyük lokali” olarak tanıtılan Taksim Belediye Gazinosu, “her akşam saat 20’den 24’e kadar konser ve dans müziği ve ecnebi artistlerin iştirakile Büyük Varyete Programı sunduğunu açıklıyordu. Bu ilanlar sayesinde pazar günleri 16.30’da tam kadro programın sunulduğu “danslı matineler” yapıldığını da öğreniyoruz. Gazinonun müdürü Cihat Kentmen’dir.

Taksim Belediye Gazinosu sık sık balolar için de kullanılıyordu. 1941 yılında İstanbul Halkevi’nin düzenlediği yılbaşı balosu burada yapılmıştı. 1952 yılında Haftadergisinde yer alan bir haberden, Güzel Sanatlar Akademisi’nin 3 Mart Balosunun burada yapıldığını öğreniyoruz. Fitne Fücur (namı diğer Adalet Cimcoz) dedikodu köşesinde “Heykeltraş Kuzgun [Acar] on adet geçkin tazelerin masasında tek kavalye, yine de fırsatını bulup başka masalara çimlenmeğe gidiyor, Allah gözünü doyursun, ne denir,” diye yazıyordu. Bu on geçkin tazeden biri kendisi olacak ki, ilişikte yer alan fotoğrafta Adalet Cimcoz’un Kuzgun Acar’la dansettiğini görülüyor.

Yazlık  salon ise binanın Boğaz’a bakan tarafındaydı. Önündeki teras sıcak havalarda yemek yemek için kullanılıyordu. Onun da önünde, aşağıda, teras biçiminde geniş bir bahçe uzanıyordu. Binanın bodrum katındaki pavyon ise klüp olarak işletiliyordu.  Burada sık sık  caz solistlerinin sahne aldığını görüyoruz. Örneğin 1947 yılında Rüçhan Çamay ilk sahne çalışmalarını “Fransız caz muganniyesi Ruşan” takma adıyla Taksim Belediye Gazinosu Pavyonu’nda yapmıştı. Aynı yıl Her Hafta dergisinde yer alan bir dedikodu yazısından buraya girmenin hiç de kolay olmadığını öğreniyoruz:
“Taksim Paviyonunun önünde duran otomobilden iniyoruz. Büyük kapıda, bir Dışişleri Bakanlığı kapısındaki üniformalı kavaslara benzeyen; şapkaları, kolları ve yakaları sırma şerit işlemeli adamlar… Bunlar eğer sizi tanımıyorlarsa, bir saniye içinde sizi röntgen gibi bakışlariyle hemen muayeneden geçiriverirler; pek iki dirhem bir çekirdek değilseniz, hele üstelik yabancı iseniz, bu ilk imtihanda aldığınız not, en cömert bir tahminle, ya iki, ya üçtür. Fakat şıksanız mesele değişir; yalnız en az dokuz almakla kalmaz, adamın kapıları ardına kadar açık ve önünüzde yerlere kadar eğilmek gibi iltifatlarına da erişirsiniz.”

Adalet Cimcoz ise yine 1947 yılında Taksim Pavyonu’nu şöyle betimliyor: “"Güzel ve şık kadınları bir arada görmek isterseniz Taksim Gazinosunun Paviyonuna gidin. Bütün iddialı kadınlarımızı orada görmek kabildir. Paviyonun bu iddialı müdavimleri o kadar artmış ki, ister istemez meydanı genişletmek zarureti hasıl olmuş. Mesela vestiyer aşağıya inmiş, vestiyerin yerine de masalar konmuş. Masaların istilası, dans pistini ancak yirmi çiftin birbirine sarılarak durmasını temin edecek bir duruma sokmuş. Tavan ışıkları da acaipleşmiş; bayram günlerinde Taksim meydanındaki renkli fiskıyelere benziyor.(...) Caza da olmuş olanlar. Nerede sevimli 'Buni' ve orkestrası, nerede bu büyük validelerimizin zamanından kalma tangoları çalan lücuzetli, cansız caz! Bütün akşam ancak üç tane yeni dans havası çalındı. Hele tango çalarken ışıkların illâki kırmızıya bürünmesi bütün kadınların haklı olarak sinirine dokunuyor, dudaklar zavallı ve acınacak bir solukluk alıyor. (...) Muayyen bir saatten sonra garsonlar ellerinde bir sürü hesap pusulaları ile masalara hücum ediyorlar. Hele İtalyan metrdotel isanı her an azarlayacak gibi adamın önüne dikiliverince, acaba bir kabahat mı işledim diye ürküyorsunuz, yüzünün bir an bile bir tebessümle aydınlandığını görmedim daha."

Orijinal Taksim Gazinosu şarabı!

Taksim Belediye Gazinosu ellili yılların başında Türk Ekspres Bankası hissedarlarından Zeki Çalıkolu tarafından kiralandı. Müdürlüğe getirilen Doğan Kayalı, gazinonun yapacağı yenilikleri şöyle anlatıyordu: “Gazinomuzun lokanta ve pavyon kısımlarında bir takım yenilikler yapmayı düşündük. Avrupa ve Amerikan lokallerinde olduğu gibi, Gazino’ya has bazı hususiyetler ortaya koyacağız. Mesela bunlardan birkaçını şu şekilde sıralamak mümkündür: Taksim Belediye Gazinosu Şarabı,Taksim Belediye Gazinosu orijinal tatlısı ve spesial yemeği...(...) Gazinonun personeline ve garsonlara frak giydireceğiz. Ve yeni ekipler teşkili suretiyle; bilhassa yabancılara memleketimizi daha yakından tanıtmak bakımından her geceki faaliyetlerimizin arasına folklör ekiplerini dahil edeceğiz. Bu arada iki Türk balerini, Türklerin bu sahadaki büyük kabiliyetini ortaya koyacaklardır. Bir de orijinal dans ekibi teşekkül edecek ve turistlere en güzel dansalrı gösterecektir.”

Celal İnce de 1950’li yıllarda dört yıl boyunca Taksim Pavyonu’nda sahne alır. Bir röportajda birlikte çalıştığı müzisyenleri şöyle sıralıyor: “Topluluğumun elemanları arasında yine ünlü isimler vardı. Örneğin kontrbası Yorgo Dimitriyadis, trompeti Müfit Kiper, bateriyi Vasfi Uçaroğlu çalıyordu. Bizden önce oldukça tenha olan bu gazinoda, bizden sonra artık yer bulmanın pek kolay olmadığını söylerler.”
1960’ların başında ise Pavyon'da Necat Cenderli, Turhan Eteke, Orhan Avşar ve Süheyl Denizci’den oluşan dörtlü  çalmaktadır.


Taksim Belediye Gazinosu 1960’ların başında Emin Yeyman ve Fahrettin Arslan’ın yönetimine geçti ve Maksim’le paralel olarak işletilmeye başlandı. Zeki Müren, Behiye Aksoy gibi solistler burada söylemeye başladılar. Orhan Boran ilk sahne şovlarını burada yaptı. Dalida, Charles Aznavour gibi uluslararası yıldızlar da burada konser verdiler.  1965 yılında ise Erol Büyükburç ve grubu gazinoda uzun süre çaldılar. yılların ortalarında kapandı ve 1968’de yerine bugünkü otel dikildi. Gazinoda verilen balolar ve konserler, Pavyon’daki kapı görevlileri tarihte kaldı. Taksim’den Boğaz’a doğru keyifle uzanan bir mekandı Taksim Belediye Gazinosu. Birçok güzellikler gibi o da artık sadece anılarda yaşıyabiliyor.

Hiç yorum yok: